www.siirler-sairler.com

Şiirler :::  Amatör şiirler :::  Şairler :::  Amatör şairler :::  Sevgi şiirleri :::  Linkler :::  Anasayfa

Şiir : Kuvâyi Milliye - Yedinci Bap - Şair : Nazım Hikmet Ran

Nazım Hikmet Ran şiirlerini sizin için aşağıda görüntülüyoruz. Kuvâyi Milliye - Yedinci Bap şiirini beğenmeniz dileğiyle... Türkiye'nin en kapsamlı şiir sitesi açılmıştır. Tüm Türkçe Şiirlerimiz ve Şairlerimiz, Sesli Şiirler, Resimli Şiirler, Aşk, Sevgi ve Ayrılık Şiirleri Bu Sitede Size Arkadaş Olacaklar. Türkçe siir sitesi olsakta, sanatta ayrım yapmak istemediğimiz için güzel ingilizce, fransızca, almanca siirleri ve sairleride sitemizde görebileceksiniz. Şiir antolojisi, şiir dünyası, şiir mp3, aşk şiirleri gibi özel bölümler şimdilik hazırlık aşamasında. Şu anda edebiyatımızın en güzel örneklerinden oluşturulmuş 15000 den fazla yapıtı şiir defterlerinize yazacağız. Şiir dünyanızı genişleterek yepyeni edebiyat kapıları açacağız sizlere. Aşk, sevgi konulu şiirlerden memleket hasreti kokan lirik Nazım Hikmet şiirlerine kadar geniş bir yelpaze.


Kuvâyi Milliye - Yedinci Bap / Nazım Hikmet Ran

922 Ağustos Ayı 
Ve 
Kadınlarımız
Ve 
6 Ağustos Emri 
Ve 
Bir Âletle Bir İnsanın Hikâyesi 


Ayın altında kağnılar gidiyordu. 
Kağnılar gidiyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru. 
Toprak öyle bitip tükenmez, 
dağlar öyle uzakta, 
sanki gidenler hiçbir zaman 
                 hiçbir menzile erişmiyecekti. 
Kağnılar yürüyordu yekpare meşeden tekerlekleriyle. 
Ve onlar 
             ayın altında dönen ilk tekerlekti. 
Ayın altında öküzler 
başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi 
                                          ufacık, kısacıktılar, 
ve pırıltılar vardı hasta, kırık boynuzlarında 
ve ayakları altından akan 
                       toprak, 
                             toprak 
                                   ve topraktı. 
Gece aydınlık ve sıcak 
ve kağnılarda tahta yataklarında 
koyu mavi humbaralar çırılçıplaktı. 
Ve kadınlar 
birbirlerinden gizliyerek 
bakıyorlardı ayın altında 
geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine. 
Ve kadınlar, 
bizim kadınlarımız : 
korkunç ve mübarek elleri, 
              ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle 
                                        anamız, avradımız, yârimiz 
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen 
ve soframızdaki yeri 
                 öküzümüzden sonra gelen 
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız 
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki 
ve karasabana koşulan 
ve ağıllarda 
ışıltısında yere saplı bıçakların 
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan 
                                   kadınlar, 
                                   bizim kadınlarımız 
şimdi ayın altında 
kağnıların ve hartuçların peşinde 
harman yerine kehribar başaklı sap çeker gibi 
aynı yürek ferahlığı, 
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler. 
Ve on beşlik şarapnelin çeliğinde 
                             ince boyunlu çocuklar uyuyordu. 
Ve ayın altında kağnılar 
               yürüyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru. 

«6 Ağustos emri» verilmiştir. 
Birinci ve İkinci ordular, kıt'aları, kağnıları, süvari alaylarıyla 
yer değiştiriyordu, yer değiştirecek. 
98956 tüfek, 
                325 top, 
                        5 tayyare, 
2800 küsur mitralyöz, 
2500 küsur kılıç 
ve 186326 tane pırıl pırıl insan yüreği 
ve bunun iki misli kulak, kol, ayak ve göz 
                        kımıldanıyordu gecenin içinde. 
Gecenin içinde toprak. 
Gecenin içinde rüzgâr. 
Hatıralara bağlı, hatıraların dışında, 
                             gecenin içinde : 
       insanlar, âletler ve hayvanlar, 
demirleri, tahtaları ve etleriyle birbirine sokulup, 
korkunç 
            ve sessiz emniyetlerini 
                               birbirlerine sokulmakta bulup, 
kocaman, yorgun ayakları, 
                               topraklı elleriyle yürüyorlardı. 
Ve onların arasında 
Birinci Ordu İkinci Nakliye Taburu'ndan 
                                      İstanbullu şoför Ahmet 
                                           ve onun kamyoneti vardı. 
Bir acayip mahlûktu üç numrolu kamyonet : 
İhtiyar, 
          cesur, 
                   inatçı ve şirret. 
Kırılıp dağlarda kalan sol arka makası yerine 
şasinin altına, dingilin üzerine 
budaklı bir gürgen kütüğü sarmış olmasına rağmen 
ve kalb ağrılarıyla 
ve on kilometrede bir 
karanlığa yaslanıp durduğu halde 
ve vantilâtöründe dört kanattan ikisi noksan iken 
şahsının vekarlı kudretini resmen biliyordu : 
«6 Ağustos emri»nde ondan ve arkadaşlarından 
«... ihzar ve teşkil edilmiş bulunan 
ve cem'an 300 ton kabiliyetinde kabul olunan 
100 kadar serî otomobil...» diye bahsediliyordu. 
İhzar ve teşkil olunanlar, 
                        bu meyanda Ahmet'in kamyoneti, 
insanların, âletlerin ve kağnıların yanından geçip 
Afyon - Ahırdağları ve imtidadına doğru iniyorlardı. 

Ahmet'in kafasında uzak bir şehir ve bir şarkı vardı. 
Bu şarkı nihaventtir 
ve beyaz tenteli sandalları, 
                     siyah mavnaları, 
                         güneşli karpuz kabuklarıyla 
                            bir deniz kıyısındadır şehir. 

Vantilâtörde adedi devir 
                     düşüyor gibi. 
Arkadaşlar ileri geçtiler. 
Ay battı. 
Manzara yıldızlardan ve dağlardan ibaret. 

Sen Süleymaniyelisin oğlum Ahmet, 
çınar dibinde iki mars bir oyunla yenip Bücür'ü, 
kalk, 
sıra servilerin önünden yürü, 
çeşmeyi geç, 
mektep bahçesi, medreseler, 
orda, Harbiye Nezareti'nin arka duvarında 
siyah çarşaflı bir kadın 
çömelip yere 
darı serper güvercinlere 
ve papelciler 
şemsiye üstünde papaz açarlar. 

Motor mızıkçılık ediyor, 
bizi dağ başlarında bırakacak meret. 

Ne diyorduk oğlum Ahmet? 
Dökmeciler sağda kalır, 
derken, Uzunçarşı'ya saparken, 
köşede, sol kolda seyyar kitapçı : 
                       «Hikâyei Billûr Köşk», 
                       altı cilt «Tarihi Cevdet» 
                       ve «Fenni Tabâhat». 
Tabâhat, mutfaktan gelirmiş, 
yani yemek pişirmek. 
Hani, uskumru dolmasına da bayılırım pek. 
Yaldızlı kuyruğundan tutup 
bir salkım üzüm gibi yersin. 
İlerde bir süvari kolu gidiyor, 
                        saptılar sola. 

Uzunçarşı'yı dikine inersin. 
Sandalyacılar, tavla pulcuları, tesbihçiler. 
Ve sen İstanbullu, 
sen kendi ellerinin hünerine alışmış olduğundan 
şaşarsın İstanbullulara : 
ne kadar ince, ne çeşitli hünerleri var, dersin. 
Rüstem Paşa Camii. 
Urgancılar. 
Urgancılarda yüz parça yelkenli gemiyi 
ve hesapsız katır kervanlarını donatacak kadar 
urgan, halat ve dökme tunçtan çıngıraklar satılır. 
Zindankapı, Babacafer. 
Uzakta Balıkpazarı. 
Kuruyemişçiler. 
Yemiş iskelesindeyiz : 
              sandalları, mavnaları, 
                    güneşli karpuz kabuklarıyla 
                           yüzüne hasret kaldığım deniz. 

Sol arka lastik hava mı kaçırıyor ne? 
İnip 
baksam... 

Yemiş iskelesinden dilenci vapuruna binip 
Eyüp'te Niyet Kuyusu'na gittikti. 
Elleri yumuk yumuk, 
bacakları biraz çarpıktı ama, 
yeşil zeytin tanesi gibi gözler. 
Kaşları da hilâl gibi çekikti. 
Tam Kasımpaşa'ya yaklaştık, beyaz başörtüsü... 

Lastik hava kaçırıyor. 
Derdine deva bulmazsak eğer... 
Dur bakalım Babacafer... 

Üç numrolu kamyonet durdu. 
Karanlık. 
Kriko. 
Pompa. 
Eller. 
Küfreden ve küfrettiğine kızan elleri 
lastikte ve ihtiyar tekerlekte dolaşırken 
Ahmet hatırladı : 
bir gece nüzüllü babaannesini 
                                 sedirden sedire taşırken 
                                                 kadıncağız... 

İç lastik boydan boya patladı. 
Yedek? 
Yok. 
Dağlarda avaz avaz 
               imdat istemek? 

Sen Süleymaniyelisin oğlum Ahmet, 
sana tek başına verilmiştir üç numrolu kanyonet. 
Hem, hani bir koyun varmış, 
                       kendi bacağından asılan bir koyun. 
Süleymaniyeli şoför Ahmet 
                                    soyun... 

Soyundu. 
Ceket, külot, pantol, don, gömlek ve kalpak 
                                          ve kırmızı kuşak, 
Ahmet'i postallarının üstünde çırılçıplak 
                                            bırakarak 
                        dış lastiğin içine girdiler, 
                                               şişirdiler. 

Bu şarkı nihaventtir. 
Deniz kıyısında bir şehir... 
Beyaz başörtüsü... 

Saatta elli yapıyoruz... 
Dayan ömrümün törpüsü, 
dayan da dağlar anadan doğma görsün şoför Ahmet'i, 
dayan arslan... 

Hiçbir zaman 
            böyle merhametli bir ümitle sevmedi 
                                             hiçbir insan 
                                                hiçbir âleti...

Nazım Hikmet Ran şiirleri listeleniyor
1) Kosmosun Kardeşliği Adına
2) Açlık Ordusu Yürüyor
3) Asya-Afrika Yazarlarına
4) ***
5) Berkley
6) Beş Satırla
7) Beyazıt Meydanı'ndaki Ölü
8) Bir Acayip Duygu
9) Büyük İnsanlık
10) Bir Gemici Türküsü
11) Bir Hazin Hürriyet
12) Bir Küvet Hikayesi
13) Bu Vatana Nasıl Kıydılar
14) Bulutlar Adam Öldürmesin
15) Bir Cezaevinde, Tecritteki Adamın Mektupları
16) Çankırı Hapishanesinden Mektuplar I
17) Çankırı Hapishanesinden Mektuplar II
18) Çankırı Hapishanesinden Mektuplar III
19) Çankırı Hapishanesinden Mektuplar IV
20) Çankırı Hapishanesinden Mektuplar V
21) Ceviz Ağacı
22) Ceviz Ağacı İle Topal Yunus'un Hikayesi
23) Çocuklarımıza Nasihat
24) Hürriyet Kavgası
25) Fakir Bir Şimal Kilisesinde Şeytan İle Rahibin Macerası
26) Gazete Fotoğrafları Üstüne I
27) Gazete Fotoğrafları Üstüne II
28) Gazete Fotoğrafları Üstüne III
29) Gazete Fotoğrafları Üstüne IV
30) Gazete Fotoğrafları Üstüne V
31) Gazete Fotoğrafları Üstüne VI
32) Gelmiş Dünyanın Dört Bir Ucundan
33) Giderayak
34) Gövdemdeki Kurt
35) Gözlerin
36) Güneşi İçenlerin Türküsü
37) Güz
38) Hasret
39) Hasret
40) Herkes Gibisin
41) Bence Şimdi Sen De Herkes Gibisin
42) Dünyanın En Tuhaf Mahluku
43) İstanbul'da, Tevkifane Avlusunda
44) Sevgilim
45) Fevkalâde Memnunum Dünyaya Geldiğime
46) Memleketimi Seviyorum
47) İyimser Adam
48) İyimserlik
49) Japon Balıkçısı
50) Kadınlarımızın Yüzleri
51) Kalbim
52) Karlı Kayın Ormanında
53) Kemal Tahir'e Mektup
54) Kerem Gibi
55) Lodos
56) Kışlık Saray
57) Kız Çocuğu
58) Kore'de Ölen Bir Yedek Subayımızın Menderes'e Söyledikleri
59) Kırkıncı Yılımız
60) Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri
61) Memleketimden İnsan Manzaraları
62) Merhaba Çocuklar
63) Mor Menekşe, Aç Dostlar ve Altın Gözlü Çocuk
64) Mukaddes Karın
65) Münevver'in Doğum Günü
66) Nerden Gelip Nereye Gidiyoruz?
67) Nikbinlik
68) Niyazalant Sömürgesi
69) O ve Aksakallılar
70) Ölçü
71) Ölüme Dair
72) Kuvâyi Milliye - Başlangıç
73) Kuvâyi Milliye - Birinci Bap
74) Kuvâyi Milliye - İkinci Bap
75) Kuvâyi Milliye - Üçüncü Bap
76) Kuvâyi Milliye - Dördüncü Bap
77) Kuvâyi Milliye - Beşinci Bap
78) Kuvâyi Milliye - Altıncı Bap
79) Kuvâyi Milliye - Yedinci Bap
80) Kuvâyi Milliye - Sekizinci Bap
81) Onun Doğuşu ve Demirhane Bacası
82) Orkestra
83) Otobiyografi
84) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri
85) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 20 Eylül 1945
86) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 21 Eylül 1945
87) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 22 Eylül 1945
88) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 23 Eylül 1945
89) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 24 Eylül 1945
90) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 25 Eylül 1945
91) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 26 Eylül 1945
92) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 30 Eylül 1945
93) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 1 Ekim 1945
94) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 2 Ekim 1945
95) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 5 Ekim 1945
96) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 6 Ekim 1945
97) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 7 Ekim 1945
98) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 8 Ekim 1945
99) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 9 Ekim 1945
100) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 10 Ekim 1945
101) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 18 Ekim 1945
102) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 27 Ekim 1945
103) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 28 Ekim 1945
104) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 5 Kasım 1945
105) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 8 Kasım 1945
106) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 12 Kasım 1945
107) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 13 Kasım 1945
108) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 20 Kasım 1945
109) Piraye İçin Yazılmış Saat21 Şiirleri1945 yılı Aralık ayının dördü
110) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 5 Aralık 1945
111) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 6 Aralık 1945
112) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 7 Aralık 1945
113) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 12 Aralık 1945
114) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 13 Aralık 1945
115) Piraye İçin Yazılmış Saat 21 Şiirleri - 14 Aralık 1945
116) Rubailer - I. Bölüm
117) Rubailer - II. Bölüm
118) Rubailer - III. Bölüm
119) Şaban Oğlu Selim İle Kitabı
120) Şair
121) Salkımsöğüt
122) Saman Sarısı
123) Şehitler
124) Silahsız İnsanlar
125) Tahirle Zühre Meselesi
126) Teftiş
127) Türk Köylüsü
128) Türkiye İşçi Sınıfına Selâm!
129) Zafere Dair
130) Vatan Haini
131) Veda
132) Vasiyet
133) Yaşamaya Dair - I
134) Yaşamaya Dair - II
135) Yaşamaya Dair - III
136) Yine İyimserlik Üstüne
137) Yine Memleketim Üzerine Söylenmiştir
138) Yine Ölüme Dair
139) Yirminci Asra Dair
140) Yolculuk
141) Yürümek
142) Açların Gözbebekleri
143) Ayağa Kalkın Efendiler
144) Ben Senden Önce Ölmek İsterim
145) Bir Dakika
146) Karıma Mektup
147) Kocalmaya Alışıyorum
148) Memed'e Son Mektubumdur
149) Sen
150) Üç Selvi
151) Mavi Liman
152) İstiklal
153) Karanlıkta Kar Yağıyor
154) Davet
155) İki Serseri
156) Erzurum ve Sivas Kongreleri
157) Gözlerimiz
158) Don Kişot
159) Memet
160) Seviyorum Seni
161) Vera'ya
162) İnci
163) Seni Düşünmek
164) 23 Sentlik Askere Dair
165) Nasılsın?
166) Mevlana
167) Yine De İyimserlik
168) Türküler
169) Onlar
170) Yine Sana Dair
171) Bugün Pazar
172) Büyük Taarruz
173) Kadınlar
174) Masalların Masalı
175) Güneşte
176) Ellerinize ve Yalana Dair
177) Kar Yağıyor
178) Vera'nın Uykudan Uyanışı
179) Yaşamak Seni Sevmek Gibi...
180) Yaşanmamışlar
181) Kıyamet Sureleri
182) Ağa Camii
183) İnsan
184) Bir Ayrılış Hikayesi

LiveZilla Live Help

<

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy

® www.Siirler-Sairler.com