www.siirler-sairler.com

Şiirler :::  Amatör şiirler :::  Şairler :::  Amatör şairler :::  Sevgi şiirleri :::  Linkler :::  Anasayfa

Yahya Kemal Beyatlı tüm şiirleri

Yahya Kemal Beyatlı şiirlerini sizin için aşağıda görüntülüyoruz. Süleymaniye'de Bayram Sabahı şiirini beğenmeniz dileğiyle... Türkiye'nin en kapsamlı şiir sitesi açılmıştır. Tüm Türkçe Şiirlerimiz ve Şairlerimiz, Sesli Şiirler, Resimli Şiirler, Aşk, Sevgi ve Ayrılık Şiirleri Bu Sitede Size Arkadaş Olacaklar. Türkçe siir sitesi olsakta, sanatta ayrım yapmak istemediğimiz için güzel ingilizce, fransızca, almanca siirleri ve sairleride sitemizde görebileceksiniz. Şiir antolojisi, şiir dünyası, şiir mp3, aşk şiirleri gibi özel bölümler şimdilik hazırlık aşamasında. Şu anda edebiyatımızın en güzel örneklerinden oluşturulmuş 15000 den fazla yapıtı şiir defterlerinize yazacağız. Şiir dünyanızı genişleterek yepyeni edebiyat kapıları açacağız sizlere. Aşk, sevgi konulu şiirlerden memleket hasreti kokan lirik Nazım Hikmet şiirlerine kadar geniş bir yelpaze.

Yahya Kemal Beyatlı şiirleri listeleniyor
1) Duyuş ve Düşünüş
2) Mehlika Sultan
3) Nazar
4) Özleyen
5) Sessiz Gemi
6) Uçuş
7) Ufuklar
8) Rindlerin Akşamı
9) Vuslat
10) Akıncılar
11) Eylül Sonu
12) Geçmiş Yaz
13) Mohaç Türküsü
14) Siste Söyleniş
15) Süleymaniye'de Bayram Sabahı
16) Sonbahar
17) Ses
18) Endülüste Raks
19) İstanbul'u Fetheden Yeniçeriye Gazel
20) Bir Başka Tepeden
21) O Rüzgar
22) Şarkı
23) Deniz Türküsü
24) Hayal Şehir
25) Rindlerin Ölümü
26) İstanbul'un Fethini Gören Üsküdar
27) Düşünce
28) Bir Bahar Akşamı

Sizin için Yahya Kemal Beyatlı'den rasgele bir şiir seçtik. Sayfayı her yenilediğinizde sistem bu alanda sizin için rasgele bir Yahya Kemal Beyatlı şiiri daha gösterecektir.


Süleymaniye'de Bayram Sabahı / Yahya Kemal Beyatlı

Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede
Bir mehâbetli sabah oldu Süleymâniye'de
Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,
Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi
Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,
Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan.
Gecenin bitmeye yüz tuttuğu andan beridir,
Duyulan gökte kanat, yerde ayak sesleridir.
Bir geliş var!.. Ne mübârek, ne garîb âlem bu!..
Hava boydan boya binlerce hayâletle dolu...
Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir;
O seferlerle açılmış nice yerlerdendir.
Bu sükûnette karıştıkça karanlıkla ışık
Yürüyor, durmadan, insan ve hayâlet karışık;
Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,
Giriyor, birbiri ardınca, ilâhî yapıya.
Tanrının mâbedi her bir tarafından doluyor,
Bu saatlerde Süleymâniye târih oluyor.
*
Ordu-milletlerin en çok döğüşen, en sarpı
Adamış sevdiği Allah'ına bir böyle yapı.
En güzel mâbedi olsun diye en son dînin
Budur öz şekli hayâl ettiği mîmârînin.
Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi,
Seçmiş İstanbul'un ufkunda bu kudsî tepeyi;
Taşımış harcını gâzîleri, serdârıyle,
Taşı yenmiş nice bin işçisi, mîmâriyle.
Hür ve engin vatanın hem gece, hem gündüzüne,
Uhrevî bir kapı açmış buradan gökyüzüne,
Taa ki geçsin ezelî rahmete ruh orduları..
Bir neferdir, bu zafer mâbedinin mîmârı.
*
Ulu mâbed! Seni ancak bu sabah anlıyorum;
Ben de bir vârisin olmakla bugün mağrûrum;
Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi;
Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi,
Senelerden beri rüyâda görüp özlediğim
Cedlerin mağfiret iklîmine girmiş gibiyim.
Dili bir, gönlü bir, îmânî bir insan yığını
Görüyor varlığının bir yere toplandığını;
Büyük Allah'ı anarken bir ağızdan herkes
Nice bin dalgalı Tekbîr oluyor tek bir ses;
Yükselen bir nakaratın büyüyen velvelesi,
Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi!
*
Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri
Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbîr'i
Ne kadar saf idi sîmâsı bu mü'min neferin!
Kimdi? Bânisi mi, mîmârı mı ulvî eserin?
Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu
Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu,
Yüzü dünyâda yiğit yüzlerinin en güzeli,
Çok büyük bir iş görmekle yorulmuş belli;
Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz
Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz;
Vatanın hem yaşayan vârisi hem sâhibi o,
Görünür halka bu günlerde teselli gibi o,
Hem bu toprakta bugün, bizde kalan her yerde,
Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde.
*
Karşı dağlarda tutuşmuş gibi gül bahçeleri,
Koyu bir kırmızılık gökten ayırmakta yeri.
Gökte top sesleri var, belli, derinden derine;
Belki yüzlerce şehir sesleniyor birbirine.
Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?
Üsküdar'dan mı? Hisar'dan mı? Kavaklar'dan mı?
Bursa'dan, Konya'dan, İzmir'den, uzaktan uzağa,
Çarpıyor birbiri ardınca o dağdan bu dağa;
Şimdi her merhaleden, taa Bâyezîd'den, Van'dan,
Aynı top sesleri birbir geliyor her yandan.
Ne kadar duygulu, engin ve mübârek bu seher!
Kadın erkek ve çocuk, gönlü dolanlar, yer yer,
Dinliyor hepsi büyük hâtırâlar rüzgârını,
Çaldıran topları ardınca Mohaç toplarını.
*
Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor?
Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor:
Kosova'dan, Niğbolu'dan, Varna'dan, İstanbul'dan..
Anıyor her biri bir vak'ayı heybetle bu an;
Belgrad'dan mı? Budin, Eğri ve Uyvar'dan mı?
Son hudutlarda yücelmiş sıra dağlardan mı?
*
Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..
Adalar'dan mı? Tunus'dan m, Cezayir'den mi?
Hür ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi
Yeni doğmus aya baktıkları yerden geliyor;
O mübârek gemiler hangi seherden geliyor?
*
Ulu mâbedde karıştım vatanın birliğine.
Çok şükür Allaha, gördüm, bu saatlerde yine
Yaşayanlarla beraber bulunan ervâhı.
*
Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı.

LiveZilla Live Help

<

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy

® www.Siirler-Sairler.com